Home Sadelik Merhaba!

Merhaba!

written by Deniz Gözler Özenç 7 February 2017

Ben Deniz.

@haydemusic adı altında birtakım müzikli soytarılıklar yapıyor, @budavivacom‘da da ilham veren şehir ve mekan haberleri, seyahat hikayeleri yayınlıyorum. (Arzu ederseniz her iki projeye de katkıda bulunabilirsiniz.) Zaman zaman @scosays’in vloglarında da beni izleyebilirsiniz. 🙂

Robert Lisesi’nde hazırlığı bitirdiğim günden beri sahneden inmedim – tiyatro, müzikal, koro, solo… ne bulursam atladım. Liseden itibaren Model Birleşmiş Milletler kulübüyle dünyayı kurtarma ayağına iyi gezdim. Ama çok acayip bir insan olduğum için gittim ÖSS’ye Matematik-Fen’den girdim, Sabancı Üniversitesi’nde 2. yılım Endüstri Mühendisliği okumaya çalışmakla geçti – ne alakaysa. Derken biraz kendime döndüm, okulu Toplumsal ve Siyasal Bilimler diplomasıyla tamamladım, sonra aldım başımı Budapeşte’ye gidip Central European University’de Sosyoloji ve Sosyal Antropoloji üzerine yüksek lisans yaptım. “Yaratıcı direniş” diye kimsenin pek sallamadığı bi kavrama çok feci takıldım, tezim için 52% isimli anarşist bir gençlik grubuyla neredeyse bir ay geçirdim. O zamanlar Karaköy’ün graffitiyle bezeli Instagram sokakları yok, bulabiliyorsanız Asmalımescit’te bir küçücük “on numara kübistim bacım” yazıyor.

Milliyet’te kısa bir muhabirlik tecrübem sonunda özel sektöre çalışmaktan vazgeçip üniversiteye dönmenin benim için daha hayırlı olacağına karar verdim. Böylece Bilgi Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Doktorası programına ve araştırma görevine başladım. 4 yıl boyunca Siyaset Teorisi dersinde asistanlık yaptım, Yüksek Lisans ve Erasmus programlarının koordinatörlüğünde bulundum.

Derslerimin hepsini de gayet güzel verdim, ama gelin görün ki, doktora bitmeden okuldan ayrıldım. Okula girdimde Foucault’cuydum: Fukoculuğu bırakmak istedim, olmadı. 4 sene sonra Gezi’ye şahit oldum, ülkede “yaratıcı direniş” patlama yaptı ve ben o sıralar maalesef hala Fukocuydum. Ve tam zamanlı olarak dijital medya işi yapmanın beni bu Fukoculuk illetinden kurtarabilecek şahane bir fikir olduğunu düşündüm. Üstelik dijital dünyanın bir avantajı da, her türlü verilerin anında elime ulaşabilmesi, deneme-yanılma yoluyla pek çok şeyi test edebilecek olmamdı. Mazisi kısa, önü çok açık bir alandı ve gelin görün ki, yeni medyanın tam da halkları dönüştüren, devletleri yoran, çok dönüştürücü, çok acayip bir potansiyeli vardı.

Kaderin cilvesine bakın ki @scosays‘in tam da böyle bir şirketi vardı. Ve ben de kurulduğundan beri hep bir şekilde katkıda bulunuyordum zaten.

İşte bu işlere girmem böyle oldu. Websitesi, sosyal medya, içerik üretimi, projeler, eğitim ve danışmanlık. Zaman içinde gitgide içerik üretimi kısmında yoğunlaşmayı tercih ettim: keza yazı yazmaktan, fotoğraf ve video çekmekten, müzikle uğraşmaktan daha fazla zevk aldığımı ve bu konularda çok daha becerikli olduğumu farkettim.

Ayrıca yemek yapmaktan, okumak ve yazmaktan, seyahat etmekten, ukulele çalmaktan, video çekmekten, eşim ve kızımla vakit geçirmekten, yoga yapmaktan ve ders vermekten de hoşlanıyorum.

Şu sıralar hayatımı sadeleştirmekle uğraşıyorum.

Ve de oğlumuz Emre’yi beklemekle…

 

Minimalizm üzerine düşündüklerim ve deneyimlerimi “SADELİK” kategorisinde,

Beden, zihin ve ruh hakkındaki öğrendiklerimi ve tariflerimi “WELLNESS” kategorisinde,

İlhamlar ve perilerini de “İLHAM” kategorisinde paylaşıyorum.

 

Lütfen siz de benimle yorumlarınızı paylaşmaktan çekinmeyin.

 

Sevgiler,

D.

%d bloggers like this: